Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, ogaste.com farkıyla takip edin. En son haberlere bizimle ulaşın.
Yasal Uyarı: Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır. -
HABER YAZILIMI ve TURKTICARET.NET projesidir
Copyright© 2006-2026 Tüm hakları saklıdır.
Cennet Cankılıç
Bay Kemal’e haksızlık yapmayın!
Cumartesi günü CHP’nin 2’ye bölündüğünün büyük fotoğrafını gördük.
Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP parti genel merkezi önünde mitinge dönen bayramlaşma töreni, diğer tarafta Özgür Özel’in Ankara CHP İl Başkanlığı önündeki bayramlaşması.
İki mitingi de izledim.
Özgür Özel’in mitinginde Kılıçdaroğlu için ” hain” ve “satılmış” sloganları atılırken, Kılıçdaroğlu’nun mitinginde Özgür Özel’e yönelik incitici sloganlara izin verilmemesi dikkat çekiciydi. Özel’den ziyade gözler Kılıçdaroğlu tarafında idi, çünkü ilk defa halka açık konuşacaktı.
Nitekim en can alıcı konuşmayı, en samimi konuşmayı O yaptı. Önemli mesajlar verdi.
Önce Ankara il binası önündeki kalabalığın kendisine “Hain Kemal” sloganları için dedi ki:
“ Birilerinin siparişi ile atılan o sloganları duydum. 78 yıllık ömrünü bu vatana adayan kişiye hain diye atılan sloganları duydum. İhanet ile hainlik arasındaki çizgi kıldan ince kılıçtan keskindir. Bize hain damgası vurma çabaları nafiledir. Kendi acizliklerinin kendi korkularının göstergesidir”.
Çok haklı. Toplumun büyük kesimi sağcısı, solcusu fark etmez Kemal Kılıçdaroğlu için “partiyi 13 seçimde kaybettirdi” diyebilir ama asla hain ve satılmış diyemez. Kendisinin bir parti genel başkanı olmaktan ziyade nasıl bir devlet adamı profilinde olduğunu herkes gayet iyi biliyor.
Sonra partinin geldiği son noktayı anlattı.
“Bir partinin delegesinin iradesi şaibeli hale gelirse milletin iradesine duyulan güven sarsılır ve derin bir yara alır. Bir partinin yönetimi ahlaki meşruiyet sorunu yaşarsa o partinin Türkiye'de demokrasi vadetmesi de imkânsız hale gelir. Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Emanetimizi kimler mahkeme kapılarına düşürdü? Kimler kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti?”
Asıl ihanetin kendisine yapıldığını söyledi:
“Yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum. CHP’nin şerefli delegelerini pavyon masalarında pazarlık konusu yapanların maskesini vaktinde indiremediğim için özür diliyorum. Yetimin hakkına göz dikip talana bulaşan o rüşvetçi belediye başkanlarını partiden söküp atamadığım için özür diliyorum”
Ve yeni bir başlangıç yapacaklarını, arınacaklarını söyledi.
“Bizim kitabımızda intikam yoktur, iftira yoktur, kin yoktur. Bizim kitabımızda mertçe helalleşme vardır, hesaplaşma vardır ama bu hesaplaşma kişisel değil ahlakidir. Bizim kitabımızda arınma vardır, arınma. Ama bu arınma tasfiye değil, yeniden bir doğuştur. En kısa sürede kurultayımızı toplayacağız. Temiz bir kurultay yapacağız”
…… ……
Neticede Kılıçdaroğlu’nun 2.5 yıl aradan sonra yeniden partinin başına gelmesini ve başlattığı “arınma hareketini” ana muhalefet partisinin temiz ve ilkeli siyaset çizgisine oturması ve Türk demokrasi hayatının yeniden güçlenmesi için bir fırsat olarak görüyorum.
Bu arada hayata sağdan bakan biri olarak, günün birinde solcu Bay Kemal’i destekleyeceğim, onun arınma hareketinin tarafında olacağım aklıma dahi gelmezdi.
Şimdi biliyorum, hemen bazı dostlar diyecek ki “zaten bu sarayın komplosu, tabii ki sen de AKEPE’li olarak destekleyeceksin”.
Bu dostlara diyecek hiçbir sözüm yok.
Zira, onların gözünü uzun uzun yıllardır Erdoğan karşıtlığı kini bürümüş. Siyaseten buradan besleniyorlar. Demiştim ya, başlarına gökten taş düşse Erdoğan’dan bilecekler, yolda yürürken ayakları taşa takılıp düşseler yine Erdoğan diyecekler. Dillerine bir sarayı dolamışlar gidiyor. Sarayın işi gücü yok, bu kadar dünyanın koşar adım savaşa gittiği, yeni dengelerin kurulduğu bir dönemde, hele ki ülke içinde ekonomik krizin tavan yaptığı sıkıntılı süreçte CHP ile uğraşacak.
Kumpas kuracak, CHP’li belediyelerde rüşvet çarkını işletecek, belediye başkanlarını ahlaksızlığa sevk edecek, delegelere para verip genel başkan seçtirecek. Sonra baktı olmuyor, o genel başkanı “ben bununla oyun oynamam” diyerek gönderecek, eskisini geri getirecek.
Bu hikaye masal olsa, çocuklar bile inanmaz. Ama işte CHP’nin yıllardır içine düştüğü durum bu. Kendi ideolojisine sahip çıkmak, rüşvet, yoksuzluk ve ahlaksızlık görüntülerinin öz eleştirisini yapmak ve yeni dünya düzenini okumak yerine içine düştüğü “derin kuyuya “kendisini itenin AKEPE olduğunu düşünmek.
Sonra bu düşünceye inanıp, kamuoyu algısı yaratmak.
En kolay yol…İnşallah Kılıçdaroğlu arınma hareketinde bu muhalefet anlayışını da değiştirir.