Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, ogaste.com farkıyla takip edin. En son haberlere bizimle ulaşın.
Yasal Uyarı: Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır. -
HABER YAZILIMI ve TURKTICARET.NET projesidir
Copyright© 2006-2026 Tüm hakları saklıdır.
Özlem Öz
Açılın, ben anneyim!
Kim; kime veya neye “çocuğum” diyecek konusu çok konuşuldu. Bu yüzden şimdilik hepsini bir tarafa bırakalım. Biz nelere anne demişiz hadi biraz da buna bakalım. “Toprak ana” deriz mesela… Çünkü insanı ayırmadan besler. Ne ekersen onu büyütür, bile isteye yok edilmedikçe insana küsmeyi bilmez.
Ana vatan deriz. Çünkü insan, en çok korktuğunda kucağına dönmek istediği,güvende hissettiği yerdir vatan. Sığınaktır. Gurbetçiler bunu çok iyi bilir. Ana vatan, yorulduğunda başını yaslamak istediğin görünmez bir omuz gibidir.
Doğa ana deriz. Çünkü üretmek, korumak, hayatın devamını sürdürmek insanlığın dilinde hep anne kelimesine yakışır.
Bazen bir öğretmen, “anne”dir. Kahramanmaraş’ta, okul saldırısında öğrencilerinin üzerine siper olan Ayla Kara gibi. Bazen bir abla “anne”dir. Kendi çocukluğunu yarım bırakıp kardeşlerini büyüten… Ya da altı yıl önce kaybolan Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku gibi, her gün kardeşinin izini sürüp, tüm adalet arayanlara ışık olan.
Bazen bir büyükanne “anne” dir. Yıllar onun anneliğini dönüştürmüştür. Sessizce kenarda örgü örerken torunları büyütüp tüm aileyi birbirine görünmez bağlarla bağlayan kişi oluvermiştir...
Bir dost, bir komşu, bir hemşire… Tam düşecekken yardım eli uzatan herkes, biraz annedir aslında.
Çünkü annelik yalnızca doğurmak değil, yaşatmaya çalışmaktır. Bir insanı, bir hayvanı, bir ağacı,bir umudu… Bu yüzden dünyadaki en güçlü duygudur ve şefkatin halk arasındaki en eski adıdır anne.
Öyle sosyal medyada kusursuz filtrelerle servis edilen “başarı projesi” de değildir. Sabah organik kahvaltılar hazırlayan, çocuğuyla sanat etkinlikleri yaparken pilatesini aksatmayan, evi hiçbir zaman kirlenmeyen ve asla yorgun görünmeyen anneler var ya, işte gerçek hayatta durum biraz farklı. Çünkü annelik estetik bir dekor değil; insan yetiştirme halidir. Ve bir insanı yetiştirmek daha dağınık, daha telaşlı, belki görüntü olarak daha eksik ama çok daha gerçektir. Gecenin üçünde ateş düşürüp, sabah soğumuş bir çayın yanında uykusuz gözlerle yapılan kahvaltıdan sonra hiçbir şey olmamış gibi işe giderken aklının çocuğunda kalmasıdır. Öyle süslü fotoğraflar ile mutlu aile tablosu paylaşmak değil; yokluğun ve yoksulluğun içinde var edebilme sanatıdır. Dünyanın en görünmez emeğidir. Maaşı yoktur. Mesaisi yoktur. Bir anne, savaşın ortasında ninni söylerken de, göç yollarında ya da deprem konteynerinde çocuk büyütürken de; hatta çocuğunu kaybetse bile ömrünün sonuna kadar annedir. Tüm yaşananlara rağmen hala şefkatli ve sabırlı kalabilme dayanıklılığı, annelerin esas gücüdür.
İşte böyle duyguların, görünmeyen emeklerin ve yarım kalmış hikayelerin bir hafızası olan Ankara’daki Anne Müzesi’ni gezdim. Müzede sadece eski eşyalar sergilenmiyor; sabır, bekleyiş duyguları bazen sessizce, bazen de anne türküleri ile dolaşıyordu odalarda. Anadolu’daki annelik hikayelerinden tutun da, anne olmak isteyen kadınlara, öksüz çocuklara, Kurtuluş Savaşı’na kadar, anne sevgisinin küçük detaylarda kocaman bir geçmişle gözler önüne serildiği bu müzeyi gezmeye giderseniz; yanınızda mutlaka bir mendil bulundurunuz. Bu müze bazen fark edilmeyen emekleri, yürek sızılarını insana derinden hissettiriyor.
Hayatın yükünü yüreğindeki fedakarlıkla taşıyan herkese anne demeyi bir kez daha hatırlatıyor.
Kendinden eksiltip başkasını büyüten, yorulsa da sevgisini bırakmayan, yüreğinde anne şefkati olan herkesin Anneler Günü kutlu olsun.
Çünkü dünya hala böyle annelerin, anneliği kalpten hissedenlerin iyi niyeti ve sabrının hatırına dönüyor.