Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Gücün yanlış kodlandığı çağ

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2026 16:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 16:26

Siz, bir öğretmenin;

bir günde kaç öğrencinin bastırılmış duygularını,

öfkesini, şiddetini göğsünde yumuşattığını,

sanki kendi travmaları yokmuş gibi kaç travmayı, kaç yalnızlığı, kaç kırık aile hikayesini sınıfın kapısından içeri sızdırmadan tutmaya çalıştığını ve

kaç görünmeyen çığlığı fark edip üzerinde taşıdığını biliyor musunuz?

Zaten yarım gün çalışıp üç ay tatil yapıyorlar derken; zil sesi hiç mi çalmasa yoksa zil sesi ilahi mi olsa derken öğretmene çekilen bıçak sesi ile ders bitti. Çünkü elinde kalem olması gereken 17 yaşındaki gencin elinde bıçak vardı.

Haber dili ile söylenen cümle: “Bir Öğretmen Öğrencisi Tarafından Öldürüldü.”Ama aslında artık maalesef bu bir kültür cümlesidir. Şiddetin bir anda ortaya çıkmayıp, normalleştiğinin de cümlesidir. Sadece bir cinayet haberi de değil toplumun uzun süredir görmezden geldiği bir çatlağın duvarı yıkış cümlesidir. Daha önce doktor darp edildi, hemşire tehdit edildi, acil servis çalışanı linç edilmek istendi. Ve her defasında şaşırdık üzüldük, paylaşımlar yaptık ve mecburen hayatımıza devam ettik.

Biz hayatımıza devam ederken çocuklar, televizyon ekranlarındaki mafya babalarının racon kesmesini “karizma” sanarak; silahı güç, tehdidi otorite, korkutmayı liderlik olarak pazarlayan dizilerle büyüdü. Silah sıkan adamın “onuru”, adam döven karakterin “adaleti”, kan döken figürün “merhameti” vardı bu senaryolarda. Peki öğretmenin otoritesi? En küçük bir uyarıda “benim çocuğumun psikolojisi bozuluyor” şikayeti ile gelen uyarılarla mı; disiplin kurallarının yumuşatılması ile mi; yoksa televizyonda gördükleri mafya tiplerini örnek alınca mı bozuldu?

Sosyolog Zygmunt Bauman, modern toplumları “akışkan” olarak tanımlar. Modern toplumlarda otorite erozyonunu öngörür. Mesele bu akışkanlığın nereye doğru gittiğinde. Öğretmen artık mutlak bir saygı figürü değil; doktor tartışılmaz bir otorite değil. Bilgi hiyerarşisi çözülmüş gidiyor, haddini bildirmek minvalinde yürüyor. Üstelik bu çözülmeye popüler kültürün güç mitolojisi de eklendiğinde tablo ağırlaşıyor.

Öğretmen sabrı temsil ediyor.

Doktor emeği temsil ediyor.

Ama ekran, “gücü” temsil ediyor.

Genç zihin sizce hangisini cazip buluyor?

Oysa eğitim ve sağlık toplumun en kırılgan damarlarıdır. Okul da toplumun bütün arızalarının ilk yansıdığı aynadır, çünkü çocuklar büyüklerin prototipidir. Bir ülkede rol modeller değiştikçe davranış kodları da değişir. Eğer genç bir zihin için “saygı duyulan kişi” silah tutan bir karakterse elinde tebeşir tutan öğretmen görünmezleşir.

Bu olay sadece bir cinayet değil; şiddetin estetikleştirildiği bir çağın sonucudur.

Asıl soru ise, çocukların kahraman olarak kimi örnek aldığıdır. Çünkü gençler ders kitaplarında gördüklerinden çok hayran oldukları karakterlere benzemek isterler.

Bir öğretmen öldürüldü. Canımız yandı.

Eğer bu konudaki anlayışımız, kültür dilimiz değişmez ise; maalesef haber dilimiz de değişmeyecek, canımız da daha çok yanacak gibi duruyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.