Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kainatta zerreyim

Yazının Giriş Tarihi: 28.02.2026 11:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.02.2026 12:03

“Kainatta bir zerreyim

Ben kendimi bilmez miyim” diyor Aşık Daimi

Floransa’da Palazzao Vecciho’da harita odasını gezerken 16.yy’a ait dünya küreyi gördüğümde de; Bursa’da 14.yy’a ait Ulucami’yi gezerken gezegen kabartmalarını gördüğümde de aynı hissi yaşamıştım:

Kainatta zerre olmak…

Ramazan ayının manevi ikliminde, Bursa’nın kalbinde dolaşırken insanın içine çöken tevazu hissi, beni Floransa’daki o odaya götürdü. Gelin sizi önce oraya götüreyim. Palazzo Vecchio’nun Sala delle Carte Geografiche adlı harita odasına giriyoruz. Duvarlar, dönemin bilinen dünyasını resmeden devasa haritalar ile kaplı. Ortada ise bir küre… Sadece bir coğrafya nesnesi değil; bir çağın iddiası. Bu saray, bir dönem ünlü Medici Ailesi’nin ikametgahıydı. Mediciler güç, sanat ve bilimi aynı çatı altında toplamayı bilen bir aile…

Ve o çağın bilim insanı Galileo Galilei

Düşünün… Size ve ailenize özel çalışan bir astronom var. Gökyüzüne çevirdiği bir teleskop gibi görünse de aslında zihinlere çevrilen bir cesaretin simgesi. 16.yy’da haritacılık, astronomi ve gözlem yalnızca bilimsel uğraşlar değildi; bir prestij meselesiydi. Dünyayı kavrama, ölçme ve dolayısıyla yönetme arzusuydu. Haritalar da artık masum çizimler değil; gücü, sınırı ve hakimiyeti temsil ediyordu. Galileo’nun teleskopla yaptığı gözlemler yalnızca gezegenlerin hareketini değil, düşüncenin sınırlarını da değiştirdi. Mesele, hakikatin kim tarafından tanımlanacağı meselesiydi. Bedelini de ağır ödedi; çünkü bilgi, iktidarın çıkarlarına dokunduğunda sessizlik beklenemezdi.

Floransa’daki küre, insanın dünyayı merkezine alma cesaretini simgeliyordu.

Bursa’daki kabartmalar ise tam tersini…

Ulucami’nin duvarlarındaki gezegen tasvirlerine baktığımızda zihinsel bir evren açılır önümüzde. Buradaki gök cisimleri bir hakimiyet nesnesi değil; ilahi bir düzenin parçasıdır. İnsan, merkeze değil, nizama yerleştirilir. 14.yy’da, yani Batı’daki büyük bilimsel kırılmalardan iki asır önce, burada göğe bakış bir iddia değil; idraktir.

Floransa’da dünya ölçülür. Bursa’da anlamlandırılır.

Biri, “dünyayı nasıl yönetirim?” diye sorar.

Diğeri ise “bu düzenin içinde ben neyim?” der.

Aşık Daimi’nin sorusu da tam burada yankılanır: Kainatta bir zerreyim…

İşte o zerre haddini bildiğinde değer kazanır.

Bugün haritalar çok daha keskin,teleskoplar güçlü, görüntüler çok net. Ama insanın kendini konumlandırma meselesi hala aynı soruda düğümleniyor: Evrenin merkezinde miyiz? Yoksa onun içindeki bir emanet mi?

Asıl medeniyet farkı burada başlıyor,insanın kendini nereye koyacağını bilmesinde. Çünkü bugünün tüm gelişmelerini de hesaba katarsak dünyayı ölçmek artık çok kolay; ama kendini ölçmek cesaret ister.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.