Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, ogaste.com farkıyla takip edin. En son haberlere bizimle ulaşın.
Yasal Uyarı: Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır. -
HABER YAZILIMI ve TURKTICARET.NET projesidir
Copyright© 2006-2026 Tüm hakları saklıdır.
Özlem Öz
Sahne kimin?
Eğitim öğretim yılının sonuna geldik. Okulları tatlı bir telaş, çocukları ise haklı bir heyecan sardı.
Sıralarda geçen onca ayın, dökülen alın terinin ödülü olan o sembolik an yaklaşıyor: Mezuniyet törenleri. Ancak son yıllarda bu törenlere baktığımızda, ortada tuhaf bir terslik olduğunu görmemek için kör olmak gerekiyor.
Rahmetli Doğan Cüceloğlu'nun çok değerli bir tespiti vardı: "Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki! Ben onlara yetişkin çocuklar diyorum. İçi çocuk, ama bedenen yetişkin..."
Tam da bugünlerde, okullarda düzenlenen o abartılı , şatafatlı mezuniyet törenlerine baktığımda bu sözün canlı birer laboratuvar örneğini izliyor gibi hissediyorum.
Normal şartlarda bir mezuniyetin başrolü kimdir? Çocuktur.Arkadaşları ile kucaklaşacak bir hatıra fotoğrafı çektirecek, çocukça eğlenecektir. Ama hayır, günümüz törenlerinde çocuklar adeta kenarda bekleyen sessiz dekor haline geldi. Başrol ise yetişkinlerde. Sadece mezuniyet törenleri de değil, LGS anneleri, üniversite sınavı babaları da birbiri ile amansız bir yarış halinde. “Çocuğum, beklediğim neti yapamadı, ben artık insan içine çıkamam” diyen veliler, keşke çocuklarını sanal dünyanın soğuk ekranından koparıp gerçek insanların içine çıkarabilseler.
Keşke gerçek başarının kağıt üstündeki netlerden ibaret olmadığının farkına varabilseler.
Mezuniyet törenlerine dönecek olursak;olay, çocukların saf sevincinden uzaklaşıp adeta dramı bol bir Hint filmine evrilmiş durumda.Sahnede nişan kurdelesi kesenler,kına yakanlar,mendil sallayıp kameralara hıçkıra hıçkıra ağlayanlar…Peki bu tantanalı sahne kimin için kuruldu?Acı ama gerçek: Büyümüş, yaş almış ama hala yetişememiş,onaylanmamış,çocukluğu ile vedalaşamamış bireylerin kendini fark ettirmesi için…
Yetişkinlerin kendini daha görünür kılmak için bugünün çocuklarını dekor olarak kullanması,işin en hazin tarafı.Sadece öğretmenleri kastetmiyorum veliler de sosyal medya vitrinlerini süslemek için bu yapaylığa ortak oluyor.Kendi içlerindeki eksiklikleri hatta belki de geçmişinde yaşamak istediklerini, çocuklarının omuzlarına yükleyerek kapatmaya çalışıyor. Gerek abartılı törenlerle gurur duyarak, gerekse çocuklarının sınavda kaç net yaptığını büyük bir başarı gibi göstererek.
Halbuki hayat, yüzümüze tokat gibi çarpan bir gerçeklerle dolu. Matematik testinden yüzde yüz başarı göstermiş bir çocuk, pazara gidip iki kilo patates alamıyor. Sosyal bilgilerde hiç yanlışı olmayan çocuk, büyükleri ile nasıl konuşacağını, toplum içine nasıl davranacağını bilemiyor. Hatta Türkçe netleri ile gurur duyduğumuz o çocuk, kendi duygularını, sancılarını ifade etmekte zorlanıyor. Madem ki çocukların hayatında başrol olmaya bu kadar meraklıyız, o halde önce bu hayati konularda birer örnek olmamız gerekmez mi?
Mezuniyetler, sınavlar,çocukluklar…Hepsi onlara ait.Bu sahneler ,yetişkinlerin kendi çocukluklarını telafi etme sahası değildir.Bu yüzden ,sahneyi gerçek sahiplerine bırakmamız gerekir.Kameraları bir tarafa bırakıp ,onların yüreklerindeki gerçek gururu yüreğimizle hissedersek;başkalarına gösterme sevdasını, “el alem ne der” kaygısını da diğer tarafa koyup çocuklarımızın sadece çocuk olabildiği anlar yaratabilirsek; belki yapaylıktan uzak dünya için bir tuğla koyabiliriz.