Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Savaşların soylu yalanları

Yazının Giriş Tarihi: 13.03.2026 12:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.03.2026 12:31

Katıra baban kim? diye sormuşlar.

Eşek demeye utanmış,

“At dayım olur” demiş.

Bazı fıkralar vardır, sadece güldürmez; insanlığın siyasal tarihini de iki satırda özetler. Bu fıkra da onlardan biri. Çünkü dünya siyaseti çoğu zaman böyle çalışır. Gerçeği söylemek yerine çıkarlarına uygun gerekçeler ya da soylu akrabalar icat ederek.

Devletler savaş başlatırken nadiren “çıkar” kelimesini kullanır. Onun yerine daha asil sözcükler tercih edilir: güvenlik,özgürlük,demokrasi,barış… Böylece savaşın gerçek babası saklanır, yerine saygın bir akrabalık ilişkisi kurulmuş olur.

Tarih, bunun örnekleri ile doludur. Irak Savaşı, kitle imha silahları iddiası ile başladı. Yıllar sonra o silahların bulunamadığı ortaya çıktı. Ama savaş, çoktan milyonlarca insanın hayatını değiştirmişti.

Bugün de dünya farklı değil.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali güvenlik ve jeopolitik gerekçelerle açıklandı. Oysa sonuç ortada: yıkılmış şehirler, parçalanmış hayatlar, göç yollarına düşen milyonlar…

Orta Doğu’da sahne daha karmaşık ama hikaye yine aynı. İsrail ile İran arasındaki gerilim, yalnızca ideolojik bir kavga değil; bölgesel güç dengelerinin, enerji yollarının ve nüfuz alanlarının mücadelesi. Herkes kendi hikayesini anlatıyor, kendi gerekçesini akrabalarını öne sürüyor. Ama perde arkasında aynı soru öylece duruyor: “Çıkar kimin?”

Petrolün kokusu, dünya siyasetinin pusulasını çoğu zaman dinden de ahlaktan da daha güçlü biçimde yönlendirmekte. Bu yüzden savaşlar güya idealler adına başlıyor ama enerji hatları üzerinde şekilleniyor. Büyük devletler kendi çıkarlarını korurken, küçük ülkeler satır aralarında kalıyor.

Bu noktada aklımıza elbette, yıllardır dünyaya “demokrasi” ve “özgürlük” kavramları üzerinden seslenen ülkeler geliyor. Ancak küresel güç dengeleri söz konusu olduğunda, bu kavramların çoğu zaman jeopolitik hesaplarla iç içe geçtiği inkar edilemiyor.

Son günlerin haberlerine şöyle bir bakalım. İsrail-İran savaşında, İsrail ve ABD saldırısı sonucu kız çocuklarının gittiği okulun vurulduğu, 165 kız öğrenci ve 5 öğretmenin hayatını kaybettiği haberleri dünyaya yansıdı. Birleşmiş Milletler’den güçlü bir ses çıkmadı.

Hatta tam da toplu mezarlar önünde cenaze merasimi yapıldığı gün, First Lady Melania Trump, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde çatışmalardan etkilenen çocukların korunması için başkanlık ediyordu. Tutarsızlıklar bununla da sınırlı değildi. 11 Mart’ta Konsey’de yapılan oylamada, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları kınandı; ancak İran’ın müttefiki olan Rusya, bu kararda sessiz kaldı. Kimin at, kimin eşek, kimin katır olduğu belli olmadığı bu dünya sahnesinde, Konsey Binası’nın kapısında ise İran’ın meşhur şairi Şirazlı Şadi’nin şu sözleri yazıyordu:

“Ey başkasının acısı ile kaygılanmayan kişi,

Sana insan demek yakışmaz.”

İnsanlığa yakışmayacak günleri yaşadığımız bu çağda, niyetler de gerçekler de gizleniyormuş gibi görünse de tarih sabırlıdır. Gün gelir bütün hikayelerin altı kazınır ve çıkarlar, en soylu akrabaların arkasına saklanmış gerçek baba gibi açığa çıkar. Çünkü savaşların çoğu ideallerden değil, çıkarların iyi giydirilmiş soylu yalanlarından doğar.

Ez cümle: Dünya siyasetinde herkes asil akraba olursa ortada bir sürü yetim gerçek dolaşır. O gerçekler de gün gelir insanlık tarihinin ayağına dolaşır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.