Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, ogaste.com farkıyla takip edin. En son haberlere bizimle ulaşın.
Yasal Uyarı: Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır. -
HABER YAZILIMI ve TURKTICARET.NET projesidir
Copyright© 2006-2026 Tüm hakları saklıdır.
Özlem Öz
Tarih herkesin fotoğrafını çeker
“Uygarlık Tarihi” yazarı Prof. Dr. Server Tanilli der ki:
“Tarihin elinde bir fotoğraf makinesi vardır. Dünyaya gelen herkesin mutlaka bir kez fotoğrafını çeker. Nerede ne zaman çekeceği bilinmez. Ve her insan tarihin çektiği fotoğrafla anılır. Senin de mutlaka fotoğrafın çekilecek ama lütfen dikkat et, gözlerin kapalı çıkmasın.”
Hepimiz, gözümüzü ve kulağımızı hem dünyada hem de ülkemizde olup bitenlere çevirmiş durumdayız. Akıl almaz haksızlıklar, keskin kutuplaşmalar, sık sık değişen tutumlar… Tam bir arada olmamız gereken, dünyanın şu çalkantılı zamanında, ayrışmalarımız giderek derinleşiyor. Oysa bu gürültünün içinde unuttuğumuz bir şey var: Tarih, fotoğraf çekmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Bursa Hünkar Köşkü’nde açılan “Zamanın Tanıkları” adlı sergiyi gezerken bunu bir kez daha düşündüm. Köşkte konaklamış, burada fotoğraf çektirmiş insanların yıllar öncesinden kalan karelerine bakıyor, onların hikayeleri eşliğinde adeta zamanda yolculuğa çıkıyorsunuz. Kimler gelmiş kimler geçmiş… diye düşünürken içinizi hafif bir hüzün kaplıyor. Ama aynı zamanda insanların şıklığına, dönemin zarafetine ve fotoğrafların günümüze taşıdığı hikayelere hayran kalıyorsunuz.
Sultan Abdülmecit ile başlayalım. Çünkü söz konusu köşk, 1844 yılında genç Sultanın Bursa ziyareti için inşa edilmiş ve 17 günde tamamlanmış. Sonraki ziyaretçisi ise Sultan Abdülaziz. 1855 Bursa Depremi sonrasında zarar tespiti için şehre gelen Padişah, burada konaklamış.
1909 yılına gelindiğinde ise yine bir sultan, burada farklı bir sebeple konaklıyor: Sultan V. Mehmet Reşat. Bu ziyaretin önemli sebeplerinden biri “Mahsulat ve Malumat Sergisi” yani, bugün organize edilen fuarların eski hali diyebiliriz. Turistik bir ziyaret olmuş.
Veeeee yıl 1922, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk Bursa ziyaretinde konakladığı yer de burasıdır. Kurtuluş Savaşı komutanlarının da eşlik ettiği bu ziyarette Lozan Barış Konferansı’na gidecek heyetin belirlenmesi ile birlikte İsmet İnönü’nün baş delege olması kararı da burada şekillenmiştir.
Atatürk, daha sonra 1925,1931,1935 yıllarında da burada konaklamıştır.
1925 yılında köşkün önünde Bursalılara seslenmiş, o meşhur konuşmasını yapmıştır. Yine aynı yıl, burada bulunduğu sırada köşkün bahçesine muhafızların kendisini engellemeye çalışmasına rağmen on iki yaşındaki bir kız çocuğu girmiştir. Atatürk, onu fark ederek yanına çağırır. Küçük Sabiha, “okumak istiyorum.” der. Sonrası malum. Sabiha Gökçen, dünyanın ilk savaş pilotu olarak tarihe geçer.
Atatürk’ün çocuk sevgisi ile ilgili ikonik fotoğraflarındaki Ülkü Adatepe’yi de bu sergide görmek mümkün; Merinos Fabrikası’nın temel atma törenine gelen İsmet İnönü ve dönemin Ekonomi Bakanı Celal Bayar’ı da.
Bursa’ya ziyareti sırasında buraya gelip, İsveç Veliaht Prensi’nin “Şiir kadar güzel bir memleketiniz var” diyerek Bursa’dan ayrılışını görünce bir göğsünüz kabaracak… 10 yaşındaki Zeki Müren’in, annesi, dedesi ve teyzesiyle çekilmiş aile fotoğrafı içinizi ısıtacak…
Köşkte çekilmiş fotoğraflar içinde isimlerini henüz bilmediğimiz kişilerin heyet fotoğrafları da var. Koleksiyoner Kerim Bayramoğlu’nun arşivinden alınmış fotoğraflardan zamanın modasını takip etmek mümkün. Ben, bütün bu sergiyi Hünkar Köşkü Müzesi Müdiresi, Sanat Tarihçisi Zehra Ursavaş’ın rehberliğinde gezdim. Her bir ayrıntıdan hatta küçücük bir gölgeden ne hikayeler çıkabileceğini de tecrübe ettim.
Bursa’ya gelen padişahların, devlet adamlarının sanatçıların ve çocukların fotoğraflarına bakarken insanın aklına şu soru geliyor: Acaba onlar, objektif karşısına geçtikleri o an tarihin kendileri için de bir kare ayırdığını biliyorlar mıydı?
Sultanlar, siyasetçiler, sanatçılar… Kimi deprem sonrası yaraları sarmak için, kimi fabrikanın temelini atmak için, kimi ailesiyle bir anı bırakmak için bu köşkten geçti. Bugün ise onların telaşları unutuldu geriye bıraktıkları eserler, yaşanmışlıklar kaldı.
Biz de günlük siyaset haberleri ile tartışmaların, siyasi çekişmelerin, sosyal medya kavgalarının içinde kaybolup gidiyoruz. Oysa tarih bunlarla pek ilgilenmiyor. Tarih, zor zamanda nerede durduğumuza, haksızlık karşısında ne yaptığımıza, birleştiren mi yoksa ayrıştıran mı olduğumuza bakıyor. Hepimiz geçiciyiz fakat yaptıklarımızın izi bir yerlerde kalıyor. Ve tarihin elindeki fotoğraf makinesi çekmeye devam ediyor.
Dileğim odur ki gözlerimiz kapalı çıkmasın.