Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, ogaste.com farkıyla takip edin. En son haberlere bizimle ulaşın.
Yasal Uyarı: Sitemizdeki tüm yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılması kesinlikle yasaktır. -
HABER YAZILIMI ve TURKTICARET.NET projesidir
Copyright© 2006-2026 Tüm hakları saklıdır.
Özlem Öz
Yeşil sahalarda bir sanat güneşi
Simon Kuper'in o meşhur mottosunu herhalde duymayan kalmamıştır:
"Futbol asla sadece futbol değildir."
Bu cümlenin içi, yeşil sahaların sınırlarını aşıp insanlık tarihine, diplomasiye ve toplumsal kırılmalara yön veren hikayelerle doludur.
Yıl 1914
Dünya Savaşı’nın en karanlık, en kanlı günleri. Cephedeki Alman ve İngiliz askerleri, Noel gecesi gayriresmi bir ateşkes ilan edip siperlerinden çıkarlar. Günlerdir birbirlerine kurşun sıkan o adamlar, tarafsız bölgede teneke kutulardan ve çuvallardan yaptıkları topla maç yaparlar. Savaşın vahşetini, ölümün soğukluğunu birkaç saatliğine de olsa unutturan tek şey, tenekeden yapılmış futbol topunun saf ritmidir.
Yıl 1922
Mustafa Kemal Paşa, tüm ordu ve kolordu komutanlarını Ankara’nın şüpheci gözlerinden uzak bir yerde toplamak, taarruz planını komutanlara tebliğ etmek zorundadır. Akşehir’de düzenlenen futbol maçını, dikkat çekmeden yan yana gelmek için mükemmel bir bahane olarak kullanır. Herkes maçın coşkusuna odaklanmışken, komutanlar gizlice Büyük Taaruz’un planını olgunlaştırırlar. Zaferimizde futbol maçının da rolü vardır.
2005 yılına gidelim...
Fildişi Sahili, iç savaşın pençesinde kıvranırken, efsane futbolcu Drogba ve arkadaşları Dünya Kupası vizesi aldıkları o efsanevi gecede, soyunma odasında canlı yayında diz çöktüler. Drogba: “Lütfen silahları bırakın, bu akşam hepimiz Fildişi Sahili vatandaşıyız” diyerek haykırdı ve o konuşmanın ardından silahlar sustu. Ateşkes ilan edildi. Futbol, koca bir ordunun yapamadığını yapıp bir ülkeye barış getirmişti.
İşte futbol, bu yüzden sadece 22 kişinin bir topun peşinde koşması veya taktik tahtasından ibaret bir strateji oyunu değildir.
Futbol; sosyolojidir, diplomasidir, insan ruhunun en saf heyecanlarının meydanıdır.
Ve sözü Bursa'ya getirirsek...
Futbolun dünyayı değiştiren, toplumları birleştiren o büyülü ve çok boyutlu rüzgarı, bugünlerde bizim sokaklarımızda, kendi ilimizde esiyor. Dünya Kupası heyecanı kapıya dayanmış, kalbimiz milli takımla birlikte yeşil sahalar için atmaya başlamışken; futbolun o "sadece futbol olmayan", zarif ve sanatsal yüzü bu kez yanı başımızda, Bursa'da karşımıza çıkıyor. Bu toprakların en zarif kişilerinden biri olan Sanat Güneşi’miz Zeki Müren'in mirası ve vasiyeti ile yapılmış olan Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi, futbol tarihimizdeki yerini aldı.
Zeki Müren Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri, Dünya Kupası yolunda “A Milli Takım Marşı” için hazırlanan yarışmada diğer marşlar arasından sıyrılarak Türkiye birincisi oldular.
Bu başarı, sadece bir yarışma birinciliği değil; futbolun o hırslı enerjisinin, sanatın zarafetiyle evlendirilmesidir. Nasıl ki Sanat Güneşi’miz Türk müziğine o eşsiz nezaketini, diksiyonunu ve estetiğini kattıysa; onun adını göğsünde taşıyan bu gençler de yeşil sahaların coşkulu bağırışlarına muazzam bir tini, asil bir ruh üflediler. Sahadaki o taktiksel mücadele, Bursa'daki genç zihinlerde kusursuz bir besteye dönüştü. Futbolun sadece futbol olmadığını, onun ruhuna en güzel notaları fısıldayan Bursalı gençlerimiz bir kez daha kanıtladı.
Şimdi sahadakiler koşacak. Tribünler ve milyonlar Bursa’dan çıkan ritimle coşacak. Kim bilir belki Zeki Müren de bir yerlerden bu marşı duyacak... Çocuklar, bizi böyle gurulandırdıkça sanatçının adı daha çok yaşayacak.